3 Nisan 2012 Salı



103 Yılda 112 Gazeteci ve Yazar Öldürüldü...

Necati Abay
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü


* 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde Öldürülen Gazeteci ve Yazarları Saygıyla Anıyoruz...

* Gazeteci-Yazar Cinayetleri Aydınlatılsın!

Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin 6 Nisan 1909’da Galata Köprüsü üzerinde kurşunlanarak öldürülmesinden hareketle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 6 Nisan tarihini “öldürülen gazeteciler günü” ilan etmişti. 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde öldürülen gazeteci ve yazarları saygıyla anıyoruz.
Yaptığımız araştırmaya göre 6 Nisan 1909’dan bugüne 103 yılda 112 gazeteci ve yazar öldürüldü. Gazeteci ve yazarların çoğu, “faili meçhul” adı verilen, aslında failleri belli sokak infazlarıyla, gözaltında kaybetme saldırılarıyla yaşamlarını yitirdiler.
Saldırıların odağında Türk basını, Kürt basını ve Ermeni basınından muhalif gazeteci ve yazarların bulunduğu görülüyor.
Doğrudan cana kasteden bu saldırılar aslında düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik doğrudan saldırılardır.
Gazeteci cinayetlerinde 1915 yılı, 1970’li, 80’li ve 90’lı yıllar belirgin olarak öne çıkıyor. Gazeteci cinayetleriyle tarihsel, toplumsal olgular arasındaki doğrudan bir bağ görülüyor.
Türk basınından gazeteci ve yazarlar, çoğunlukla 1970’li, 80’li, 90’lı yıllarda; Hrant Dink hariç Ermeni basınından gazeteci ve yazarlar 1915 yılında; Kürt basınından gazeteci ve yazarların büyük çoğunluğu da 1990-1994 yılları arasında öldürülmüş.
24 Nisan 1915’te, İstanbul’da, gözaltı, tutuklama ve tehcir (Çankırı’ya sürgün) saldırısına maruz kalan 220 Ermeni ileri geleni, Ermeni halk önderi, Ermeni aydını arasında 32 gazeteci ve yazar da bulunuyordu. Hepsi gözaltı-sürgün saldırısında öldürüldü. Krikor Zohrab, Siamanto, Sarkis Minasyan, Armen Doryan, Rupen Zartaryan bunlardan bazılarıydı. Halen çoğunun mezarının nerede olduğu bile bilinmiyor. 19 Ocak 2007 tarihinde İstanbul’da Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Ermeni gazeteci ve yazar Hrant Dink’in katledilmesiyle birlikte, öldürülen Ermeni gazeteci ve yazarların sayısı 33’e yükseldi.
1990-1994 yılları arasında savaşın yoğun olarak sürdüğü Kürt illerinde, Kürt basınından 18 gazeteci ve yazar, çok sayıda gazete dağıtımcısı öldürüldü. 30 Mayıs 1992’de yayımlanmaya başlanan, 14 Nisan 1994’te kapatılan Özgür Gündem gazetesi (Özgür Gündem gazetesi 17 yıl sonra yeniden yayımlanmaya başlandı) saldırıların hedefiydi. Musa Anter, Ferhat Tepe, Nazım Babaoğlu, Hüseyin Deniz, Hafız Akdemir Özgür Gündem gazetesinde çalışırken öldürülen Kürt gazeteci ve yazarlardan bazılarıdır. Sedat Yılmaz’ın yönettiği, 2010’da gösterime giren ödüllü “Press” filmi de bu konuyu mercek altına almıştı.
Çeşitli zaman kesitlerinde Türk basınından Sabahattin Ali, Recai Ünal, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe gibi gazeteci ve yazarlar öldürüldü.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)’nin hazırladığı 62 kişilik öldürülen gazeteciler listesinde 1915 yılında öldürülen Ermeni gazeteciler yer almıyor. Kürt basınından ve Türk basınından öldürülen gazeteciler konusunda da bazı eksiklikler bulunuyor. Bu eksiklikleri bir dosya halinde 2 yıl kadar önce TGC Genel Başkanı sayın Orhan Erinç’e sunmuştum. Geçtiğimiz yıl Ragıp Zarakolu da tutuklanmadan önce Ermeni gazetecilerle ilgili olarak TGC’ye başvuruda bulunmuştu. Umarım TGC, 1915 yılında öldürülen Ermeni gazetecileri listesine alır ve diğer eksiklikleri giderir.
Bu topraklarda kontrgerilla tarafından aralarında gazeteci ve yazarların da bulunduğu binlerce “faili meçhul” cinayet işlendi. “Faili meçhul” cinayetler aydınlatılmalı, tetikçilerin yanısıra asıl olarak azmettirici devlet güçleri yargılanmalıdır.
Ergenekon soruşturması kapsamında “faili meçhul” cinayetlerin, gazeteci cinayetlerinin aydınlatılacağı şeklinde bir beklenti oluşturulmuştu. Ancak bu beklenti, Ahmet Şık, Nedim Şener gibi gazetecilerin Ergenekoncu oldukları gibi asılsız bir iddiayla suçlanıp tutuklanmalarıyla (bir yıl sonra serbest bırakıldılar) Ergenekon soruşturması saptırılarak sönümlendi. Bizler yine ısrarla “faili meçhul” cinayetlerin, gazeteci cinayetlerinin aydınlatılması talebini yüksek sesle dillendirmeye devam edeceğiz...

ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ VE YAZARLARIN LİSTESİDİR

Yaptığımız araştırmaya göre 1909 yılından bu yana öldürülen 112 gazeteci ve yazarın isimlerini, çalıştığı yayın kuruluşunu, ölüm yeri ve tarihini kronolojik sıralamaya göre bilginize sunuyorum...

1-                 Hasan Fehmi, Serbesti gazetesi, İstanbul, 6 Nisan 1909
2-                 Ahmet Samim, Sada-yı Millet gazetesi, İstanbul, 9 Haziran 1910
3-                 Zeki Bey, Şehrah gazetesi, İstanbul, 10 Temmuz 1911
4-                 Şair Hüseyin Kami, Alemdar gazetesi, Konya, 1912
5-                 Silahçı Tahsin, Silah gazetesi, İstanbul, 27 Temmuz 1914
6-                 Kevork Ferid, Tasvir’i Efkar gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, akıbeti bilinmiyor.
7-                 Hovhannes Kazancıyan, gazeteci-yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, akıbeti bilinmiyor.
8-                 Krikor Torosyan, Dizağik mizah dergisi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Akıbeti bilinmiyor
9-                 Sarkis Minasyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ayaş, 5 Mayıs 1915
10-              Sarkis Suin (Süngücüyan), İravunk (Hak) gazetesi, 1 Haziran 1915’te tutuklandı. Akıbeti bilinmiyor.
11-              Nerses Papazyan, (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
12-              Harutyun Şahrigyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, milletvekili, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
13-              Garabed Paşayan Khan, yazar, doktor, milletvekili, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
14-              Levon Larents, Tsayn Hayrenyats (Vatanın Sesi) gazetesi, Murc (Çekiç) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
15-              Simpad Pürad, Pünig gazetesi, Kağapar (Fikir) dergisi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
16-              Hampartsum Hampartsumyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
17-              Keğam Parseğyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
18-              Şavarş Krisyan, Marmnamarz (Beden Eğitimi) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
19-              Siamanto (Adom Yarcanyan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
20-              Armen Doryan, yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
21-              Sarkis Parseğyan (Şamil), Aşkhadank (Emek) gazetesi, Ankara 1915
22-              Yervant Srmakeşhanlıyan (Yerukhan), gazeteci-yazar, Harput, 1915
23-              Tılgadintzi (Hovhannes Hanıtyunyan), gazeteci-yazar, Harput 1915
24-              Gagik Ozanyan, Merzifon Halguni dergisi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Sivas 1915
25-              Mardiros H. Kundakçıyan, Ceride-i Şarkiye gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Kayseri’de idam edildi.
26-              Vıramyan (Onnig Tertsagyan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, Van, 1915
27-              Dikran Odyan (Aso), Yergir (Ülke) gazetesi, 1915
28-              K. Khajag (Karekin Çakalyan), yazar, Diyarbakır 1915
29-              Rupen Zartaryan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Diyarbakır 1915
30-              Karakin Gozikyan (Yesalem), Manzume gazetesi, NorGyank (Yeni Hayat) dergisi, Trabzon sürgünü, 1915
31-              E. Agnuni (Khaçadur Malumyan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Diyarbakır, 5 Mayıs 1915
32-              Krikor Zohrab, gazeteci-yazar, milletvekili, İstanbul 20 Mayıs 1915 sürgünü, Urfa, 15 Temmuz 1915
33-              Mihran Tabakyan, yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Yozgat, Ağustos 1915
34-              Hagop Terziyan (Hagter), gazeteci-yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Yozgat 24 Ağustos 1915
35-              Diran Kelegyan, Sabah gazetesi yayın yönetmeni, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Çankırı, 26 Ağustos 1915
36-              Taniel Varujan, yazar-şair, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Çankırı, 26 Ağustos 1915
37-              Rupen Sevag, (Çilingiryan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Çankırı, 26 Ağustos 1915
38-              Hasan Tahsin, Hukuk-u Beşer (insan hakları) gazetesi, İzmir, 15 Mayıs 1919
39-              Hüseyin Hilmi (İştirakçi veya Sosyalist Hilmi), İştirak (sosyalist)-Medeniyet dergisi, İstanbul, 15 Kasım 1922
40-              Ali Kemal, Peyam-ı Sabah gazetesi, İzmit, 1922
41-              Hikmet Şevket, 1930
42-              Sabahattin Ali, Marko Paşa dergisi, Edirne, 2 Nisan 1948
43-              Adem Yavuz, Anka Ajansı, Kıbrıs, 27 Ağustos 1974
44-              Zeki Erginbay, Teknik Güç dergisi yazı işleri müdürü, İstanbul, 3 Şubat 1977
45-              Hüseyin Şen, Kawa dergisi yazı işleri müdürü, İstanbul, 21 Mart, 1978
46-              Gani Bozarslan, Aydınlık dergisi, 10 Mayıs 1978
47-              Ali İhsan Özgür, Politika gazetesi, İstanbul, 21 Kasım 1978
48-              Cengiz Polatkan, Hafta Sonu gazetesi, Ankara, 1 Aralık 1978
49-              Abdi İpekçi, Milliyet gazetesi, İstanbul, 1 Şubat 1979
50-              İlhan Darendelioğlu, Ortadoğu gazetesi, İstanbul, 19 Kasım 1979
51-              İsmail Gerçeksöz, Ortadoğu gazetesi, İstanbul, 4 Nisan 1980
52-              Ümit Kaftancıoğlu, TRT, İstanbul, 11 Nisan 1980
53-              Muzaffer Fevzioğlu, Hizmet gazetesi, Trabzon, 15 Nisan 1980
54-              Hayrabet Honca, Halkın Birliği gazetesi, Kayseri, 1 Mayıs 1980
55-              Recai Ünal, Demokrat gazetesi, İstanbul, 22 Temmuz 1980
56-              Mevlüt Işıt, Türkiye gazetesi, Ankara, 1 Haziran 1988
57-              Seracettin Müftüoğlu, Hürriyet gazetesi, Nusaybin, 29 Haziran 1989
58-              Sami Başaran, Gazete gazetesi , İstanbul, 7 Kasım 1989
59-              Kamil Başaran, Gazete gazetesi, İstanbul, 7 Kasım 1989
60-              Çetin Emeç, Hürriyet gazetesi, İstanbul, 7 Mart 1990
61-              Turan Dursun, İkibine Doğru ve Yüzyıl dergisi, İstanbul, 4 Eylül 1990
62-              Gündüz Etil, Yeni Günaydın Gazetesi, İstanbul,18 Eylül1991
63-              Mehmet Sait Erten, Azadi-Denk dergisi, Diyarbakır, 3 Kasım 1992
64-              Halit Güngen, İkibine Doğru dergisi, Diyarbakır, 18 Şubat 1992
65-              Cengiz Altun, Yeni Ülke gazetesi, Batman, 24 Şubat 1992
66-              İzzet Kezer, Sabah gazetesi, Cizre, 23 Mart 1992
67-              Bülent Ülkü, Körfeze Bakış gazetesi, Bursa, 31 Mart 1992
68-              Mecit Akgün, Yeni Ülke gazetesi, Nusaybin, 2 Haziran 1992
69-              Hafız Akdemir, Özgür Gündem gazetesi, Diyarbakır, 8 Haziran 1992
70-              Çetin Ababay, Özgür Halk dergisi, Batman, 29 Temmuz 1992
71-              Yahya Orhan, Özgür Gündem gazetesi, Ceylanpınar, Gercüş, 9 Ağustos 1992
72-              Hüseyin Deniz, Özgür Gündem gazetesi, Ceylanpınar, 10 Ağustos 1992
73-              Musa Anter, Özgür Gündem gazetesi, Diyarbakır, 20 Eylül 1992
74-              Yaşar Aktay, Türkiye gazetesi, Hani, 9 Kasım 1992
75-              Hatip Kapçak, Hürriyet gazetesi, Mazıdağı, 18 Kasım 1992
76-              Namık Tarancı, Gerçek dergisi, Diyarbakır, 20 Kasım 1992
77-              Orhan Karaağar, Özgür Gündem gazetesi Van muhabiri, Van, 19 Ocak 1993
78-              Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesi, Ankara, 24 Ocak 1993
79-              Kemal Kılıç, Özgür Gündem gazetesi, Akçakale-Urfa, 18 Şubat 1993
80-              Mehmet İhsan Karakuş, Silvan gazetesi, Silvan, 13 Mart 1993
81-              Ercan Gürel, HHA, Bergama, 20 Mayıs 1993
82-              İhsan Uygur, Sabah gazetesi, İstanbul, 6 Temmuz 1993
83-              Rıza Güneşer, Halkın Gücü gazetesi, İstanbul, 14 Temmuz 1993
84-              Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesi, Bitlis, 28 Temmuz 1993
85-              Muzaffer Akkuş, Milliyet gazetesi, Bingöl, 20 Eylül 1993
86-              Ruhi Can Tul, TDN, Kırıkkale, 14 Ocak 1994
87-              Nazım Babaoğlu, Özgür Gündem gazetesi, Siverek-Urfa, 12 Mart 1994
88-              Kamil Koşapınar, Zaman gazetesi, Erzurum, 19 Mart 1994
89-              İsmail Ağay, Özgür Ülke gazetesi, Batman, 29 Mayıs 1994
90-              Erol Akgün, Devrimci Çözüm dergisi, Gebze, 8 Eylül1994
91-              Bahri Işık, Çağdaş Marmara gazetesi, İstanbul, 17 Eylül 1994
92-              Ersin Yıldız, Özgür Ülke gazetesi, İstanbul, 3 Aralık 1994
93-              Onat Kutlar, Cumhuriyet gazetesi, İstanbul, 11 Şubat 1995
94-              Seyfettin Tepe, Yeni Politika gazetesi, Bitlis, 29 Ağustos 1995
95-              Metin Göktepe, Evrensel gazetesi, İstanbul, 8 Ocak 1996
96-              Kutlu Adalı, Yeni Düzen gazetesi, Kıbrıs, 8 Temmuz 1996
97-              Yemliha Kaya, Halkın Gücü gazetesi, İstanbul, 27 Temmuz 1996
98-              Selahattin Turgay Daloğlu, serbest gazeteci, İstanbul, 9 Eylül 1996
99-              Reşat Aydın, Anadolu Ajansı, TRT, 20 Haziran 1997
100-           Ayşe Sağlam, serbest gazeteci, Derince, 3 Eylül 1997
101-           Abdullah Doğan, Candan FM, Konya, 13 Temmuz 1997
102-           Ünal Mesuloğlu, TRT, Manisa, 8 Kasım 1997
103-           Mehmet Topaloğlu, Kurtuluş dergisi, Adana, 1998
104-           Süleyman Yeter, Sömürüsüz Bir Dünya İçin Dayanışma gazetesi, İstanbul, 7 Mart 1999
105-           Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet gazetesi, Ankara, 21 Ekim 1999
106-           Önder Babat, Devrimci Hareket dergisi, İstanbul, 3 Mart 2004
107-                Yaşar Parlak, Silvan Mücadele Gazetesi, 18 Ağustos 2004
108-           Hrant Dink, Agos gazetesi, İstanbul, 19 Ocak 2007
109-           Engin Çeber, Yürüyüş dergisi, İstanbul, 9 Ekim 2008
110-           İsmail Cihan Hayırsevener, Güney Marmara Yaşam Gazetesi (Balıkesir), Bandırma, 19 Aralık 2009
111-           Metin Alataş, Azadiya Welat gazetesi, Adana, 4 Nisan 2010
112-           Cevdet Kılıçlar, Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) basın bürosu internet editörü, Uluslararası sular, 31 Mayıs 2010


3 Nisan 2012


İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü,  GSM: 0535 929 75 86,
Facebook: Necati Abay

17 Mart 2012 Cumartesi

MİLYONLAR ADALET İSTİYOR Deklarasyonu ve Bileşenleri Açıklandı


16 Mart 2012 Cuma günü saat 11.00’de TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Lokalinde Milyonlar Adalet İstiyor deklarasyonu açıklandı ve kuruluşu ilan edildi.
Deklarasyonu ve bileşenleri bilginize sunuyoruz...
Milyonlar Adalet İstiyor
Toplumla Mücadele Yasası-Özel Yetkili Mahkemeler Kaldırılsın
Biz aşağıda imzası bulunan sendikalar, meslek örgütleri, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve kurumlar, aydınlar, sanatçılar, kültür merkezleri, basın örgütleri, gazeteciler AKP iktidarının demokratik hakları ortadan kaldırmaya, muhalif olanı tasfiye etmeye, hakkını arayanı baskı altına almaya yönelik saldırıları karşısında birleştik. Bu saldırıları sürdürürken iktidarın etkin olarak kullandığı Toplumla (Terörle!) Mücadele Yasası ve Özel Yetkili Mahkemelerin adaletsiz çarklarını durdurmak için mücadele etmek üzere bir araya geldik.
Mücadele ediyoruz;
Çünkü basın özgürlüğü ayaklar altında. 100'ü aşkın gazeteci parmaklıklar ardında. Gazeteler kapatılıyor. Sesini yükselten, iktidar politikalarını eleştiren, gerçekleri yazan, söyleyen susturulmaya çalışılıyor. Gazeteciler “terörist” ilan edilerek hapsediliyor. Dokunan yanıyor.
Çünkü Kürt halkının seçtiği belediye başkanları hapiste. İki milyon yurttaşın oyunu alan Barış ve Demokrasi Partisi'nin 6400 üyesi ve yöneticisi hapsedildi. Kürt sorununa demokratik bir çözüm isteyenler dalga dalga tutuklanıyor.
Çünkü seçilmiş milletvekilleri hala tutuklu.
Çünkü onlarca sendika yöneticisi ve üyesi hala tutuklu.
Çünkü düşüncesini açıklayan; parasız eğitim isteyen, bilim özgürlüğünü savunan; özgür ve eşit bir toplum için mücadele eden 600 öğrenci hapsedildi.
Çünkü özgürlük için haykırılan her sloganda “örgüt bağlantısı” saptayan Özel Yetkili Mahkemeler, Hrant Dink'in katledilmesinde “örgüt” bulamadı.
Çünkü Hopa'da Metin Lokumcu'yu katledenler hakkında soruşturma dahi açılmazken, deresini savunan, çayına sahip çıkan Hopalılar, Hopa’da halka yönelen saldırının karşısında sokaklara çıkanlar en ağır cezalarla yargılanıyor.
Çünkü kentsel dönüşüme karşı çıkarak mahallesine ve evine sahip çıkanlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.
Çünkü siyasi davalara bakan avukatlar da müvekkillerinin kimliğinden ötürü “terörist” ilan ediliyor, tutuklanıyor.
Çünkü bu ülkenin İçişleri Bakanı, tuvale yapılan resmi, dergiye çizilen karikatürü, kağıda yazılan şiiri “terör faaliyeti” sayıyor. Müzik grubunun niteliğine göre; konser düzenleyenlere ve biletini satanlara “örgüt üyeliği” gerekçe gösterilerek onlarca yıla varan cezalar veriliyor.
Çünkü Türkiye 13,000 politik tutsakla dünya birincisi oldu. Dünya TMY tutuklularının üçte biri Türkiye'de. Tutuklu gazeteci, avukat ve öğrenci sayılarında da dünya lideriyiz!
Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes tutuklama tehdidi altında. Herkesin telefonları dinleniyor. Kentler kameralarla elektronik kafese çevrildi.
Çünkü tüm baskılara rağmen emek düşmanı politikalara boyun eğmeyen sendika yöneticileri ve üyelerinden örgütlenmek isteyen işçiye, meslek odalarında halk yararı ve meslek etiği için mücadele edenlerden, dere başında HES’lere karşı nöbet tutanlara kadar tüm toplumsal kesimler, haklarında açılan onlarca davayla, verilen cezalarla karşı karşıya.
Çünkü bu iktidar “kendinden olanı” koruyan kendisine karşı duranı hedef alan adaletsizlik çarkını derinleştiriyor. Sivas, Gazi gibi toplu katliamları gerçekleştirenleri, sokak ortasında insanları katleden, işkence yapan kolluk güçlerini koruyor.
Biz, bu tabloyu değiştirmek için bir araya geldik. Böyle gitmez. Gitmeyecek.
Biz, ifade vermek değil ifade etmek istiyoruz.
Biz, söz, eylem, örgütlenme ve basın özgürlüğü istiyoruz.
Biz, AKP'nin “demokrasi” adı altında dayattığı baskı düzenini değil, demokratik hak ve özgürlüklerimizi istiyoruz.
Biz, demokratik hakların önünde büyük bir engel olan Toplumla (Terörle!) Mücadele Yasası'nın kaldırılmasını istiyoruz. DGM zihniyetinin kılık değiştirmiş hali olan Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasını istiyoruz.
2006 yılında siyasi iktidarın yenilediği TMY ve DGM'lerin yerini alan Özel Yetkili Mahkemeler eliyle oluşturulan 'özel' hukuk, bir olağanüstü hal hukuku yaratmaktadır. Siyasi iktidara muhalif tüm kesimleri ezmenin fiili aracı haline getirmektedir. Anayasada, yasalarda tanınan haklar derhal rafa kaldırılmakta, hukuksuzluk ve keyfilik hukuk aline gelmektedir.
Bizler, AKP iktidarının elinde en kapsamlı uygulamasını bulan TMY ve ÖYM'lerin özgürlükleri ve demokratik hakları unufak eden çarklarını durdurmak isteğiyle bir araya geliyoruz. Biliyoruz ki, bu çarklar, yarın, onlara sessiz kalan kesimleri de yutacaktır.
Bu ülke halklarının demokrasi mücadelesi geleneği köklüdür, yıllardır süren inatçı ve direngen mücadelenin birikimlerini temel alan bizler, bütün bu mücadeleleri birleştiren yeni bir zemini birlikte kurmak ve yeni bir mücadele dönemini başlatmak için bir araya geldik.
Hak alıcı bir mücadeleyle zorbalığa geri adım attıracağız. Toplumda biriken adaletsizliğe isyan duygusunu sokağa, eyleme taşıyacağız. Milyonların adalet talebini susturamayacaklar, engelleyemeyecekler.
23.02.2012
Toplumla Mücadele Yasası (TMY) ve Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) kaldırılsın!
Söz, eylem, örgütlenme ve basın özgürlüğü!
İfade vermek değil ifade etmek istiyoruz!
Sırayı bozuyoruz, adalet istiyoruz!
Baskıcı yasalar değil, demokratik haklar!
Politik tutsaklara özgürlük!
Milyonlar Adalet İstiyor bileşenleri:
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), PEN Türkiye Merkezi, Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları (ANGA), İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP), Emek Partisi (EMEP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Halkevleri, Türkiye Komünist Partisi (TKP), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), İşçilerin Sosyalist Partisi (SP), Kaldıraç, Partizan, Köz, Toplumsal Özgürlük Parti-Girişimi (TÖP-G), Sosyalist Gelecek Parti Girişimi, Sosyalist Birlik Hareketi (SBH), Öğretim Üyeleri Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Avukatlar Vakfı, Kangal Dernekleri Federasyonu, Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
16 Mart 2012
İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
Facebook: Necati Abay

9 Mart 2012 Cuma

Bir Gazeteci Daha Tutuklandı. Tutuklu Gazeteci Sayısı 106'ya Yükseldi


TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN

BASINA VE KAMUOYUNA


Bir Gazeteci Daha Tutuklandı. Tutuklu Gazeteci Sayısı 106'ya Yükseldi...

Tutuklanan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Adana muhabiri Özlem Ağuş, Pozantı Çocuk Cezaevindeki Cinsel Saldırıyı Haberleştirmişti...

Adana’da 6 Mart 2012 tarihinde KCK adı altında Terörle Mücadele Yasası (TMY) gereğince yapılan operasyonlarda gözaltına alınan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Adana muhabiri Özlem Ağuş, 9 Mart 2012 tarihinde özel yetkili mahkeme tarafından tutuklandı. Özlem Ağuş’un “terör örgütü propagandası yapmak”tan tutuklandığı öğrenildi.
Özlem Ağuş, Pozantı Çocuk Cezaevindeki Cinsel Saldırıyı haberleştirmişti. Ağuş’un haberinin ciddi kamuoyu tepkisine yol açması ve Adalet Bakanlığının bazı tedbirler almak zorunda kalması, devleti sıkıntıya sokması nedeniyle tutuklanmış olabileceği sorusu akıllara takılıyor.
Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günü AKP genişletilmiş İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun (TGDP) hazırladığı 105 kişilik tutuklu gazeteciler listesini eleştiri ve değerlendirme konusu yapmış, cezaevlerinde tutuklu gazeteci bulunmadığı savlarını tekrarlamıştı. Türkiye’de tutuklu gazeteciler gerçeğini bir kez daha inkar etmişti. Bu konuşmadan iki gün sonra bir gazetecinin daha tutuklanması, tutuklu gazeteci sayısının 106’ya yükselmesi, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından gidişatın ne denli kötü olduğunu gösteriyor. Başbakan’ın ifadesiyle “kara propaganda” yapmıyoruz. Türkiye ve Dünya kamuoyu nezdinde alenen yaşanan tutuklu gazeteciler gerçeğini dikkat çekiyoruz, gündemleştiriyoruz. Bu, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü konusundaki duyarlılığımızın, gazetecilik görevlerimizin bir gereğidir.
Başbakan söz konusu konuşmasında 105 kişilik listemizdeki isimlerden sadece 6’sının basın kartı olduğunu, onların da gazetecilik görevi nedeniyle tutuklanmadığını belirtmişti. Özellikle belirtmeliyiz ki kimin gazeteci olup olmadığını Başbakanlığa bağlı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, dolayısıyla Başbakanlık belirleyemez. Kimin gazeteci olup olmadığının tek kıstası vardır, o da basın kuruluşlarının ve gazetecilerin beyanıdır.
Başbakan aynı konuşmasında TGDP’nin 105 kişilik tutuklu gazeteciler listesindeki 6 kişinin hayali isim olduğunu, 4 kişinin de serbest bırakıldığını söylemişti. Hemen ertesi gün Adalet Bakanlığı yetkilileriyle telefonla görüştük ve bu isimleri bize bildirmelerini istedik. “Teknik bir engel yoksa bu isimleri verebilecekleri” belirtildi ama halen yanıt gelmedi. Adalet Bakanlığı daha önce de listemizde bulunan Azadiya Welat Gazetesi Mersin Temsilcisi Abdulcebbar Karabağ isimli bir kişinin cezaevlerinde bulunmadığını ve hayali bir isim olduğunu açıklamıştı. Karabeğ soyadının yanlışlıkla Karabağ olarak yazıldığını saptadık ve düzelttik. Dolayısıyla “hayali isimler” değil, muhtemelen yazım hatasından kaynaklı bir sorun olabilir. Adalet Bakanlığının yanıtını bekliyoruz.
Basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü alanında bir ilerleme sağlanmasının, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasın yolu, toplumsal muhalefet güçlerinin Toplumla Mücadele Yasası adını verdiği Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve Sıkıyönetim Mahkemeleri ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) yerini alan Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasından geçiyor.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
10 Mart 2012

İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
Facebook: Necati Abay

7 Mart 2012 Çarşamba

Başbakan Erdoğan’ın Tutuklu Gazeteciler Hezeyanı


Başbakan Erdoğan’ın Tutuklu Gazeteciler Hezeyanı

Necati ABAY

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü

7 Mart 2012

Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, bugün yapılan AKP genişletilmiş İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun 105 kişilik tutuklu gazeteciler listesini (20’si imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürüdür) atıfta bulunarak yine hezeyan içinde esti, gürledi.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nu kastederek “Tutuklu gazetecilerle ilgili platform Türkiye’de 105 gazeteci tutuklu diye liste hazırlıyor. Gazeteci olduğu iddia edilen bu 105 kişilik isim listesi için bir köşe yazarı ‘niçin iktidar bunları açıklamıyor’ dedi”ğini belirterek tutuklu gazeteciler konusunda ne denli sıkışık durumda olduklarını, ne denli Türkiye ve Dünya kamuoyunun baskısı altında kaldıklarını bir kez daha itiraf etmiş oldu.

Başbakan cezaevlerinde gazetecilik görevi nedeniyle tutuklu gazetecinin bulunmadığı teranesini tekrarladı. Evet doğrudur. İddianamelere göre gazetecilik görevi nedeniyle tutuklu tek bir gazeteci yok. Gazeteciler ya terör örgütü üyesi, yöneticisi olmak ya da terör örgütü propagandası yapmak gibi asılsız iddialarla suçlanıp tutuklandılar. Düzen muhalifi gazetecileri susturmanın, sindirmenin, korkutmanın geleneksel bir yöntemidir bu. AKP de bu yöntemi dört elle sarıldı.

Geçtiğimiz günlerde bir hükümet yetkilisi de dünyada en çok tutuklu gazetecilerle ilgili soruya muhatap olduklarını belirtmişti.

Hükümet tutuklu gazeteciler konusunda ne yapacağını, sorulara nasıl yanıt vereceğini şaşırmış durumda. Gerçekleri ters yüz etmeye çalıştıkça daha çok batağa saplanıyorlar. Dünya alem artık biliyor ki Türkiye’de tutuklu gazeteciler diye bir gerçeklik var. Bir yıl önce tutuklu gazeteci sayısı 39’du bugün 105’e fırladı. Artık Türkiye AKP hükümetinin dört elle sarıldığı Terörle Mücadele Yasası ve Özel Yetkili Mahkemeler eliyle tutuklu gazeteci sayısı bakımından dünya birincisi haline geldi.

Birkaç gün önce Avrupa Birliği bakanı ve baş müzakereci Egemen Bağış BBC'de Stephen Sackur'un hazırlayıp sunduğu Hardtalk’a konuk olmuş ve tutuklu gazetecilerin tecavüzcü, soyguncu ve katil olduğunu söylemişti.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) olarak tutuklu gazeteciler listesini hazırlarken kullandığımız ölçütleri bu vesileyle bir kez daha belirtelim.

Birincisi, gözaltına alınan veya tutuklanan kişinin veya avukatının beyanına bakıyoruz. Bununla yetinmiyoruz.

İkincisi, söz konusu kişinin çalıştığı basın kuruluşunun açıklamasına bakıyoruz. Bununla da yetinmiyoruz.

Üçüncüsü, suçlamalarda ortaya konulan deliller varsa delil durumuna bakıyoruz.

Örneğin, hükümet yetkililerinin sıklıkla dillendirdiği tutuklu gazeteciler arasında tecavüzcüler de var iddiasına ilişkin olarak “bu tecavüzcü tutuklu gazeteci kim” sorumuza bugüne kadar hiçbir yanıt alamadık. Muhtemelen Tecavüz suçlamasıyla yargılanan Hüseyin Üzmez’i kastediyorlar. Oysa Hüseyin Üzmez, üçüncü ölçütümüze göre gazetecilik görevi nedeniyle tutuklanmadığı için listemizde hiçbir zaman yer almadı.

Başbakan konuşmasında Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun listesine atfen “darbeye hazırlık ile ilişkilendirilen 2 gazetecinin ismi listede yok” diyor. Evet başbakanın sözünü ettiği iki kişi Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’dır. Üçüncü ölçütümüze göre dosyadaki delil durumunu tartışmalı, şüpheli bulduğumuzdan, gazetecilik görevleri nedeniyle tutuklandıkları konusunda emin olamadığımızdan dolayı TGDP listesinde yer almadılar.

Başbakan bize yine iddianameleri okudu

Başbakan bugünkü konuşmasında “Terörden yargılanan, gazeteci olmayan insanları gazeteci diye” gösteriyorlar diye tepki gösterdi. Ve iddianamelerdeki asılsız suçlamaları sıraladı. Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki çifte standartçı yaklaşımını göstermek için bizzat Başbakan’ın kendisinden tipik bir örnek verelim.

Recep Tayyip Erdoğan 1988 yılında şiir okuduğu için mi yargılandı ve tutuklandı? İddianame ve mahkeme kararı öyle demiyor. Erdoğan, TCK 312 / 2 den "halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçuyla yargılandı ve mahkum oldu.

Başbakan Erdoğan, kendisine gelince şiir okuduğu için yargılanıp tutuklandığını söylüyor (elbette öyledir) iddianameyi anımsamak istemiyor, belki de yok sayıyor, ama tutuklu gazeteciler söz konusu olduğunda “onlar gazeteci değil terörist” diyerek bize iddianameleri okuyor. Dahası Başbakan, iddianamelere göre tutuklu gazetecileri şimdiden mahkum ediyor, yargısız infaza tabi tutuyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin geleneksel devlet politikası olarak düzen muhalifi gazeteciler, yazarlar, aydınlar çoğunlukla gazeteci, yazar, aydın kimliğiyle değil asılsız iddialarla, komplolarla tutuklanıyor, yargılanıyor.

1938 yılında Donanma davasında Nazım Hikmet, Kemal Tahir, Hikmet Kıvılcımlı “orduda isyana teşvik” gibi asılsız iddiayla suçlanıp tutuklandılar.

6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da azınlıklara yönelik katliam, talan saldırısı sonrasında asıl failler değil Aziz Nesin, Asım Bezirci, Hasan izzettin Dinamo gibi yazarlar, aydınlar suçlanıp tutuklandı.

12 Mart darbesi döneminde Altan Öymen, Emil Galip Sandalcı, Erdal Öz uçak kaçırmakla suçlanıp asılsız iddiayla tutuklanmıştı.

Tıpkı aralarında Ragıp Zarakolu, Ahmet Şık, Nedim Şener, Sedat Şenoğlu, Vedat Kurşun, Yüksel Genç, Bedri Adanır, Naciye Yavuz, Baha Okar’ın da bulunduğu 105 tutuklu gazeteciye yöneltilen suçlama gibi...

Ben de 2003 yılında Atılım gazetesinde editör-yazar olarak çalışırken gazetemde bombalama eylemlerinin haberleri yayımlandığı için tehdit edilmiş, ardından bombalama eylemlerini koordinatörü olarak suçlanıp 6 ay tutuklu kalmıştım. 8 yıllık tutuksuz yargılama sonunda hakkımda hiçbir delil olmamasına rağmen kanaatten 18 yıl 9 ay ceza verilmişti. Eğer Yargıtay cezayı onaylarsa ben de tutuklanacağım ve muhtemelen Başbakan Erdoğan beni de “terörist gazeteci” olmakla suçlayacak.

Başbakan Erdoğan, aynı konuşmasında TGDP listesindeki 4 kişinin tahliye olduğunu söylüyor. Eğer tahliye olmuşlarsa elbette listemizden çıkarırız. Ama sonuç değişmiyor ki. Yine de 101 gazeteci tutuklu olmuş oluyor. Dahası dün Adana’da Pozantı Çocuk cezaevindeki çocuklara yönelik cinsel saldırıyı haberleştiren Dicle Haber Ajansı’nın üç muhabiri halen gözaltında. Tutuklanacakları kaygısını taşıyoruz.

Başbakan Erdoğan, tutuklu gazeteciler sendromundan kurtulmak istiyorsa TMY ve Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırmalı ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasının koşullarını yaratmalıdır. Tutuklu gazeteciler hezeyanından, sendromundan kurtulmasının başka da bir yolu yok...

İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,

E-posta: necatiabay@gmail.com,

Blog: http://tutuklugazeteciler.blogspot.com,