6 Mayıs 2011 Cuma

Necati Abay'a Verilen 18 Yıllık Hapis Cezasının Gerekçeli Kararının "Kanaat" Olduğu Açıklandı.

Necati Abay’a sadece 'kanaat'ten 18 yıl hapis

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay'a verilen hapis cezası sadece "kanaat"e dayanıyor. Mahkeme heyeti, "kanıt olmasa da kanaat var" diyerek, 18 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

Etkin Haber Ajansı / 06 Mayıs 2011 Cuma, 14:13
İSTANBUL- Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay'a verilen 18 yıl 9 aylık hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme heyeti kararda, "delil yok" itirafında bulunuyor, ancak "tam kanaat" oluştuğu için hapis cezası veriyor.
2003 yılında Atılım Gazetesi editörü iken gözaltına alınan Necati Abay, sadece Aligül Alkaya'ya ait olduğu iddia edilen 4 satırlık ifadeye dayanarak tutuklanmıştı. Alkaya söz konusu ifadenin kendisine ait olmadığını söylerken, Abay ilk duruşmada serbest bırakılmıştı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava 4 Mayıs 2011 tarihinde sonuçlanmış, Abay'a 18 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti.
Mahkemenin gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçeli kararda, "MLKP örgütü birimi Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahlı Kuvveti (FESK)'e ait hücreevlerinin sorumlusu ve koordinatörü olmak" iddiasıyla hapis cezasına çarptırılan Abay ile ilgili şu ifadeler yer alıyor:
"Sanıklar Hasan Özcan ve Necati Abay'ın 765 sayılı TCK'nın 146/1. Maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın yasadışı MLKP örgütünün emir ve kumandaya haiz üyesi konusunda tam bir kanaat oluşmuş ise de; dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bir bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından....18'er sene 9 ay hapis cezası iye cezalandırılmalarına..."

'YARGILAMA EMNİYET TUTANAKLARINA GÖRE YAPILDI'
Abay'ın avukatı Gülizar Tuncer, hiçbir delil olmadan, sadece "kanaat"e dayanarak ceza verilemeyeceğini belirtiyor.
ETHA'ya konuşan Tuncer, mahkemede yaptıkları savunmaların da tutanaklara eksik geçirildiğini belirtti. Tuncer, yargılamanın emniyet tutanaklarına göre yapıldığına dikkat çekti, şöyle dedi: "Sanıklardan birisinin emniyet ifadesine sonradan eklenen bir kaç cümle var ve bunların sonradan eklendiği o kadar açık ki, ifadelerde aynı dosya kapsamında yargılanan diğer kişilerle hiçbir ilişki alaka yok ve yargılama zorla, okutulmadan imzalatılan ve sonradan reddedilen Aligül Alkaya'nın ifadesi. Alkaya, savcılıkta, mahkemede, sorgu hakimliğinde işkenceyle alınan bu ifadeleri reddediyor. Bu durumda ifadelerin dosyadan çıkarılması gerekirken, delil niteliği taşımadığı halde Necati Abay'a ceza verilirken dayandırılan gerekçe bu oluyor. O ifadede şöyle bir ibare var. Deniyor ki; 'MLKP'nin Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahlı Kuvvetleri (FESK) adlı biriminin hücrelerinin sorumlusu Necati Abay'dır ve Emre kod adını kullanıyordu.' Bu ifade zorla, işkenceyle alınmış ve avukat huzurunda alınmamış bir ifade. Mahkeme sadece buna dayandı başka hiçbir şey yok. Aleyhinde hiçbir delil yok."

NORMAL İNSAN MANTIĞINA BİLE SIĞMAZ
Necati Abay'ın 20 yıllık bir gazeteci olduğunu ve yıllarca Atılım Gazetesi'nde çalıştığını hatırlatan Tuncer, şöyle devam etti: "Necati Abay, Atılım Gazetesi'nin yayın kurulu üyesi olduğu dönemlerde defalarca hakkında davalar açıldı, gözaltına alındı. 20 yıldır aynı yerde çalışan, polisin sürekli gözü önünde olan bir insanın kod adı kullanması mümkün değil. Bu kadar açıkta olan bir insanın silahlı bir örgütün hücreevi sorumlusu olması; hukuk mantığını bırakın, normal bir insanın dahi mantığının alamayacağı bir şey."
Tuncer, karar tutanağında mahkemenin 'kanıtlanamasa da' ifadesine ilişkin ise "Ortaya konacak bir şey yok ki neyi kanıtlayasın. Sadece emniyet ifadesi... Bu verilen karar Özel Yetkili Mahkemelerde yapılan yargılamaların geldiği noktayı göstermek açısından çok somut bir örnek. Burada yaşanan hukuksuz yargılamaların somut bir göstergesi" dedi.

ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER, YARGITAYLA DGM'LERİN ARAFI
Kararı temyiz ettiklerini söyleyen Tuncer, Yargıtay'ın durumuna işaret ederek şöyle konuştu: "Yargıtay da hukuksuz kararlar veriyor. Zaten Özel Yetkili Mahkemeler, Yargıtay yönlendirmesiyle karar veriyorlar ve Yargıtay ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin arafı konumundalar.
Şöyle bir durum da var üstelik; kararın verildiği celse öncesinde biz mahkemeye heyetini reddetmiştik. Sanıkların mahkemeye yönelik güvensizlikleri var. Tarafsız ve bağımsız olmadığını düşünüyorlar ve bu konuda düşüncelerini beyan ederek taleplerini iletmişlerdi. O konuda karar verilmeden ve tutuklu sanıklardan biri duruşmaya gelmeden karar verildi. Bu tam bir hukuksuzluk örneği."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme